UÇAN ÖKÜZÜN BAŞINA GELENLER

Levent Şahin

sgmyazilim-futbolNasıl bir ülkede yaşadığımızı hala anlamayanlara çok çarpıcı ve dramatik bir ders…

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir yerlerde az mı gelişmiş, yoksa çok mu gelişmiş, gelişmekte mi, değil mi pek de belli olmayan fulu bir ülke varmış.

Günlerden bir gün, birileri ballı gelirlerine gelir eklemek için zavallı halkın cebindeki son birkaç kuruşa da göz dikmişler. Ne yapalım, ne edelim diye düşünürlerken içlerinden birisinin aklına dahiyane bir fikir gelmiş. Birden diğerlerine dönerek: “Hey, buldum” demiş. Diğerleri viskilerinden birere yudum daha höpledip: “Ne buldun, ne buldun” demişler. Buluşu yapan heyecanla anlatmaya başlamış: “Yahu arkadaşlar bu ülkede milyonlarca insan futbol diye bir oyunla yatıyor, onunla kalkıyor”. Diğerleri sabırsızca: “Eee, ne olmuş yani, ne var ki bunda” demişler. Cin fikirli mucit hemen atlamış: “Düşünsenize oynanan oyunlardaki sonuçları bildiğimizi ve bu maçlar için yüklü paralar yatırdığımızı. Ne para kazanırız yani. Bir düşünsenize” Diğerleri cümlenin içinde para sözcüğünü duyar duymaz öylesine heyecanlanmışlar ki, az daha şaşkınlıktan küçük dillerini yutacaklarmış. Viskilerinden heyecanla birer yudum daha almışlar. İçlerinden küçük boylu olanı: “İyi de biz nereden bileceğiz ki, hangi maçın hangi sonuçla biteceğini? Yok arkadaş, ben bu oyunda yokum. Benim öyle sokağa atacak param yok. Ben ne hileler hurdalar yaptım da öyle elde ettim bu serveti. Kolay mı oldu yani. Şimdi tutup tüm servetimi, anamın ak sütü olan bu serveti(!!!) kediye mi yükleyeceğim? Yok, yok olmaz vallahi, hemi de billahi…”

Cin fikirli adam atlamış hemen: “Yahu aziz cin kardeşim! Hiç bilmez miyim ben senin ne hileler, üçkağıtlar yaptığını bu serveti elde etmek için. İnan en az senin kadar ben de istemiyorum ananın ak sütü olan bu helal paraları riske atmanı. Dur hele, dinle biraz, hele bir acele etme bak ne diyeceğim?”

Diğerleri de bu arada iyice meraklanmaya başlamışlar. Bakalım bu sözlerin arkasından ne çıkacak diye. Hep birlikte viskilerinden birer yudum daha alıp hep birlikte höpürdetmişler. Yaşlı ve göbekli olanı bu sefer en çok höpürdetme sesini çıkarmış. Herkes bir anda ona dönerek aslında ne kadar heyecanlandığını anlamışlar: “Aman heyecanlanmayasın sevgili kardeşim. Biliyorsun sağlık sorunlar var. yoksa erkenden gidersin vallahi Hakk’ın rahmetine. Neme lazım. Hele bir yol sakin ol bakalım. Daha alacağımız ne zevkler var şu fani dünyada…”

Göbekli ve yaşlı adam: “Heee, doğru söylersin be sevgili cin kardeşim. Hay Allah senden razı olsun yahu. Bak ne güzel hayra girdin durup dururken şimdi. Bir şey söyleyeyim mi sana, cennetlik adamsın yahu. Hey bak aklıma ne geldi. Hani sen şimdi beni uyardın da sevaba girdin ya. Eee, bizim sevap ne olacak? Benim başım kel mi? Biz din kardeşi değil miyiz? Şimdi sen de viskini höpürdet ve heyecanlan, ben de seni aydınlatayım. Böylece Yüce Rabbim beni de iyilik işleyenlerden saysın.”

Diğeri de aynı şeyi yapmış ve böylece göbekli ve şişman da sevaba girmiş. Hem de camideki hocanın hesabına göre üç kat mı, dört kat mı ne işte öyle bir şey. Bonuslu, monuslu bir sevabı böylece cebe indirivermişler.

Bu arada cin fikirli arkadaşları planını anlatmış: “Arkadaşlar bu ülkede bu kadar salak varken vallahi kimse bize kızmasın. Zaten para bizde olduğu için güç de bizde sayılır. Yani bizim dokunulmazlığımız var. öyle değil mi? Sen ki Yüce İnsan bilmem kim, küçük dağları sen yaratmadın mı? Hey ya sen, evet sen, sen ki bu ülkeye sanayi nedir getirmedin mi? Ya sen, sana ne demeli? Sen bize serbest piyasayı, finansı, borsayı öğretmedin mi? Hepinizin önünde saygıyla eğiliyorum yüce insanlar…”

Ve devam etmiş heyecanlı heyecanlı anlatmaya. “Şimdi geliyorum planıma: İşimiz çok basit. Ülkeden oynanan tüm futbol maçlarında “şike” yapılmasını sağlayacağız. Böylece istediğimiz maçı istediğimiz şekilde bitireceğiz. Sonrasında da gelsin paralar. Vallahi anamızın ak sütü gibi helal paralar. Öyle değil mi yahu?” Salonda bulunan herkes hem alkışlamış hem de viskilerinden höpür höpür birer ikişer yudum almışlar. “Evet, öyle, yaşa, helal!” diye tepişmişler. Ve hep bir ağızdan: “Hay aklınla bin yaşa be kardeş. Zaten içimizde en akıllısı sensin, hep söyleriz. Sen küçükken tilki mi yuttun ne yahu!” diye hep birden gülüşmüşler, hatta böğürüşmüşler ve zevkten dört köşe olmuşlar!

Sonra başlamışlar planlarını uygulamaya. Bu konuda ne kadar uygun futbolcu, kulüp, hakem ve adam varsa her biriyle kontak kurup başlamışlar tatlı paraları cebe indirmeye.

Ancak şikeye karışacak ünlü futbolculardan “Uçan Öküz” lakaplı bir oyuncu bir gece düşünürken, birden “evreka, evreka” demiş. Ancak o suyun kaldırma kuvvetini bulmamış. O bula bula: “Yahu bu şikeye karışıyoruz, adamlar da iyi para veriyorlar. Ancak ya bu para haramsa? Ne olur öbür tarafta halim. Ne derim Yüce Yaratana? Ne de olsa Elhamdülillah Müslümanız. En iyisi ben bunu varıp bizim caminin hocası Hoca Nedimi efendiye sorayım. O zaten çok derin bir hocadır. Bir rivayete göre 5 mi 55 mi bilmem ne kadar hacca gitmiş. Eee, bilse bilse ancak bunu Nedimi hoca gibi çok derin hoca bilir” demiş.

Kalkmış bir hışımla gece vakti hocanın kapısına varmış. Acı acı kapıyı çalmış. Hoca şaşkın ve meraktan ölmüş bir halde kapıyı açmış. Bir de bakmış ki ünlü futbolcu uçan öküz.

“Hey uçan öküz! Gece gece hayrola. Ne oldu?” demiş. O da başlamış anlatmaya: “Hocam birileri bana bir maçta şike yapmam için 100 bin Dolar teklif ettiler. İşin burası tamam, parada anlaştık. Lakin bir sorun var kafamı kurcalayan?”

“Hayırdır, nedir kafanı kurcalayan şu mesele?”

“Hocam şimdi ben bu parayı alsam haram işlemiş olur muyum?”

Hoca şöyle bir sakalını okşamış, biraz düşünmüş, biraz da taşınmış ve demiş ki: “Ben ki 55 kere hac farizasını yerine getirmiş bir mümin olarak o parayı almanı, birazını da fakir fukaraya vermen koşulu ile bırak haramı sevap bile işlediğini söyleyebilirim.”

Bunun üzerine yüreği mutmain olan uçan öküz maça çıkmış şikesini yapmış ve bolca hayra girmiş. Allah ondan razı olsun ne diyelim.

Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine…

Yukarıda anlatılan olayların kesinlikle gündemdeki şike olayları ile uzaktan yakından bir ilişkisi olmadığı gibi sadece ve sadece garip bir rastlantıdan öte bir şey değildir.

Zaten bizim gibi ileri demokrasisi olan, gelişmiş, refahı üst seviyede ve dahi eğitimden başı göğe ermiş ülkede masal bile olsa böyle şeyler komik bir öykü olmaktan öteye bir anlam ifade etmez.

Aklı olmayanı, ilmi olmayanın dini de olmaz, olsa da anladığı din işte böyle şike parası için helallik aramaya yönlendirir insanı. Lütfen çocuklarımıza her şeyi doğru anlatalım, okuyalım ve okutalım. Karanlıkları aydınlığa çevirelim. Üreten bir Türkiye için hep birlikte çalışmaya ve üretmeye…

Levent ŞAHİN

yamacegitim Eğitim, Bireysel Gelişim ve Danışmanlık

Web: www.yamacegitim.com

e-Mail. info@yamacegitim.com

GSM: +90 0505 391 47 39

“Hayat Bir Sunumdur”

ANTALYA/TÜRKİYE

 

 

Levent Şahin tarafından yazıldı

Başa Dön