BEKRİ MUSTAFA VE BEKTAŞİ

Levent Şahin

sgmyazilim-alkolyasagi

Dünyanın ve ülkenin gidişini anlamak her geçen gün biraz daha imkansızlaşıyor. Ne kavgaların ardı arkası kesiliyor ne de çeşitli çevre felaketlerinin. Her yerde birbirine benzer sorunlar; Ekonomik kriz,

Hayat pahalılığı,

Geçim kaygısı,

Toplumsal yozlaşma,

Tüketim çılgınlığı,

Maddiyatçılık ve inanç zafiyeti,

Siyasetçilerin saçma sapan demeçleri…

Akşama kadar sabaha kadar yazsak yeridir. İnsanın böyle bir sistemde her sabah kalktığında bir yazarın da söylediği gibi “her gün yeniden insan olabilmek gittikçe zorlaşıyor” ise vay halimize.

Kimin umurunda ki?

Herkes tüketim ve malı götürme derdinde.

Bu nedenle fazla bir şey söylemek istemiyorum.

Şu anda gündemde olan anlamsız bir tartışmaya atıfta bulunmak için (alkol yasağı) gelin size iki metaforla bu durumu izah etmeye çalışayım.

Günlerden bir gün küçük bir kasabada kahvehane de halk istirahat halindedir. Bir köşede ki oldukça kalabalıktır; ortada eli tespihli ve sakalı beline kadar uzamış bir zat. Her halinden o yörenin dini açıdan lideri olduğu bellidir. Ve halk ağzı açık bir şekilde hocayı dinlerken diğer tarafta ise sadece bir kaç kişi vardır. Hocanın olduğu tarafta her lafın başı Allah’tan iman istemeye gelirken, karşı tarafta oturanlardan birisi olan Bektaşi’de ise söz sık sık yine Allah’tan içki istemeye gelmektedir.

Her iki tarafta mütemadiyen Allah’tan bir şeyler isteme durumunda iken tüm bu olanlara sinirlenen müritlerden birisi birden yerinden kalkar ve hışımla Bektaşi’ye ulaşarak: Bire zındık, bire imansız! Utanmaz mısın ki sabahtan beri bizler ve değerli hocamız Allah’tan iman isterken sen nispet yapar gibi ha bire Allah’tan içki istersin.

Bu söz üzerine kafasını kaldıran ve uzun uzun müridin yüzüne bakan Bektaşi neden sonra yanıtı yapıştırır: “Neden sinirleniyorsun be adam. Herkes Allah’tan kendisinde olmayanı ister!”

Alkol deyip de Bekri Mustafa’yı anmamak olmaz doğrusu.

Günlerden bir gün Padişahın adamları Bekri Mustafa’yı Kaptan-ı Derya’nın bahçesinde demlenirken yakalarlar. Haliyle bu hareketinden ötürü cezalandırmak isterler. Olan biteni duyan halk ise araya girer; rica minnet durumu yatıştırırlar. Hatta yatıştırmakla kalmaz Bekri Mustafa’yı Küçükayasofya camii imamlığına atanmasını sağlarlar.

İşe başladığı ilk gün bir cenaze namazı kıldırmak zorunda kalan Bekri Mustafa namazı tamamlar ve bir süre sonra tabuta eğilerek bir şeyler söyler.

Olan biteni izleyen cemaat meraklanır ve içlerinden birisi dayanamayıp sorar: “Hocam kusura bakma ama doğrusu bizi çok meraklandırdın; tabuta eğilip rahmetliye neler söyledin öyle?”

Bekri Mustafa yanıt verir: “Eğer öteki tarafta birileri bu dünyanın halini merak eder de sorarlarsa onlara “Bekri Mustafa imam oldu de. O zaman tastamam anlarlar dünyanın halini” dedim.”

Anlayan anlamıştır herhâlde bu satırların yazarının dediklerini…

Kim bilir?

yamacegitim Eğitim, Bireysel Gelişim ve Danışmanlık

www.yamacegitim.com

info@yamacegitim.com

GSM: 0505 391 47 39

“Hayat Bir Sunumdur.”

ANTALYA/TÜRKİYE

Levent Şahin tarafından yazıldı

Başa Dön