TÜRK KÖKENLİ HOLLYWOOD YILDIZI TURHAN BEY İLE BİR SÖYLEŞİ-1

Konuk Yazar

sgmyazilim-viyana1

Gençliğinden beri çevresinde “beyefendi” olarak tanımlanan bir Türk, şimdilerde Viyana’nın Grinzig semtinde 80. yaş gününü geride bırakmanın mutluluğunu yaşıyor. Bu kişi, 40’lı yılların sinemaseverlerinin düşlerini süsleyen bir oyuncu. Adını dünya çapında duyurmuş, kırka yakın filmde ünlü oyuncularla baş rol paylaşmış Turhan Bey’in ilgi çekici bir yaşamöyküsü var. Türk askeri ataşesi Mahmut Selahattin Bey, Baden’da bir gezi sırasında Avusturyalı bir kızla tanışıp evleniyor. Bu çiftin çocuğu olarak, 30 Mart 1922’de dünyaya geliyor Turhan Selahattin Bey. Ne ki evlilik uzun sürmüyor. Mahmut Selahattin eşinden ayrılıp Türkiye’ye dönüyor. Turhan Selahattin, annesinin yanında Viyana’da büyüyor. 16 yaşındayken bir kez babasını ve baba vatanını ziyaret ediyor. Türkiye’ye ile bağlantısı yalnız bu gezi ile sınırlı kalıyor. Daha sonra film oyuncusu olarak ünlendiğinde ‘Selahattin’ soyadı yerine ‘Bey’ adını seçiyor.

Turhan Bey’i Erzincan bakırı tabak hediye ile ziyaret ediyorum. Babavatanından gelen bu küçük anı Turhan Bey’i duygulandırıyor. Dünyanın pekçok yerinden gelmiş hediyelerle süslü duvarda bir yer açıyor. Ardından söyleşiye başlıyoruz.

“Babam Jön Türklerdenmiş. Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa döneminde genç bir subaymış. Ama annem onu hep eski moda bulurdu. “Sen sözde Genç Türksün, ama kocaman sakallı bir Osmanlı paşası gibi yaşıyorsun” derdi. Bana gelince; ben gerek Avusturya’da olsun, gerek Hollywood’da olsun hep Türk sayıldım. Hollywood’da hep Türk arkadaş çevresinde kendimi mutlu hissettim. Filmlerde Türk tiplerini, doğu tiplerini canlandırdım. Annem bendeki kötü alışkanlıkların babamdan kaynaklandığını vurgulardı. Ama hiçbir zaman Türk olamadım. Bu yetişme ortamımdan kaynaklandı. Hiç Türkçe öğrenemedim. Adresim hep Viyana oldu.”

“Hangi eğitimi gördünüz? Hangi fakülteyi bitirdiniz?”

“Ne öğrenimi? Liseyi bile bitirmedim. Sevgili dayım Walter Mayer Albert Einstein’ın yakın arkadaşıydı. Viyana’da matematik profesörü olarak çalışıyordu. Einstein dayımı 1938’de Amerika’ya götürdü. Dayım Princton Üniversitesinde profesör olarak göreve başladı. Annemle ben 1939’da Zürich’e geçtik. 6-7 ay kadar Zürich’te kaldık. Derken savaş patladı ve dayım bizi Amerika’ya Princton’a çağırdı. Princton’da beni okula yazdırdı. ‘Institut of Adwence Studi” okuluna başladım. Ama bölmeyi bile yapamıyordum. Öğretmenlerden özür diledim. Sayılarla başımın hoş olmadığını söyledim. Çok zeki arkadaşlarım vardı. Onların desteği ile ite kaka bir şeyler öğrendim. Bakın birşeyi itiraf edeyim: Benim eğitime hiç ihtiyacım olmadı. Onlarla dostça ilişkilerim beni ayakta tuttu. Yaşamımda hep sevdiğim, hoşlandığım işleri yaptım. Yazgımın bana sunduğu olanakları bekledim. Yazgımı yönlendirmek için çaba harcamadım. Yaşamımda elde ettiğim herşey kendiliğinden ayağımın ucuna geldi.

“Az hırslı, çok şanslı bir insansınız demek ki. Ailenizden söz eder misiniz? Türkiye’de akrabalarınız var mı?”

“Babam Mahmut Mustafa Selahattin Çölcüzâde, Türkiye’nin Avusturya askeri atheşesi olduğu söylendi bana. Babam, İstanbul’da yaşadı 1985 yıllarında öldü. Ben tüm yaşam boyu annemle kaldım. Annemle babam Avusturya’dayken ayrıldılar. 16 yaşında bir kez Türkiye’ye gittim, daha sonra bir daha Türkiye’yi görmedim. Babamla ilişkilerim serindi. Arada bir mektuplaşıyorduk yalnızca. Tüm bunlara karşın babam bütün mal varlığını bana bıraktı. Babamın ölümünün ardından, avukat tuttum. Türkiye’deki mirasımı satıp Avustuya’ya kaydırdım.

“Şimdilerde yakınınız var mı Türkiye’de?”

“Evet, akrabalarım var. Eskiden aile adımız Çölcüzâde imiş. Şu yakınlarda akrabalarımdan Mehmet Yemenli, ailemizin soyağacını çıkardı. Bir örneğini de bana yolladı. Soy ağacına bakacak olursak soyumuz Peygamber Muhammet’in torunlarına ulaşıyor. Köklü bir aile imiş sonuçta. Şimdilerde yeğenim Nejat Kurtoğlu. Uzun yıllar Münih’te çalıştı. Çok sayıda iç mimari ve dekor işi yaptı. Şu yakınlarda Las Vegas’a göçtüğünü öğrendim. Sonra Sadi Hanefi vardı. Türkiye’de film yıldızıydı. 40’lı yıllarda Amerika’da öğrenim gören Türkler arasındaydı. O da akrabamdı. Başka akrabalarım da var.

“Viyana’dan niçin ayrıldınız? Annenizin Musevi olması yüzünden mi Avusturya’dan kaçtınız?”

“Kesinlikle hayır! Bir kez ben Türk çocuğuydum. Annem ise evlilik nedeniyle Türk yurttaşıydı. O yıllarda Türk pasaportu Avrupa’da en en güvenli, en saygın pasaportlardandı. Kimse kılımıza dokunamazdı. Pekâlâ Avusturya’da da kalabilirdik. Yalnız annemin olağanüstü bir önsezisi vardı. “Kesinlikle savaş çıkacak, kaçalım” diye tutturdu. Oysa o günlerde Hitler, Chemberlein’la saldırmazlık antlaşması imzalamıştı. Böylece 1939’da biz Zürich’e geçtik.

“Film oyunculuğunuz nasıl başladı?”

“İngilizcemi düzeltmek ve geliştirmek için Los Angeles’te dil okuluna gidiyordum. Okulun müdürünün küçük bir tiyatrosu vardı. Tiyatroda bir iki kez küçük rolde gözüktüm. İkinci oyunu Warner Brothers şirketinin uzmanı izlemiş. Beni “Footstep in the Dark” filmindeki Hintli hizmetçi rolü için beğenmiş. 19 yaşımda bu rolü oynadım. Bu filmde Errol Flynn’la oynadım. Ardından Universal Stüdyosunun sözleşmeli elemanı oldum. Profosyonel oyunculuk yaşamım başladı.

1944’te Ali Baba ve Kırk Haramiler filmindeki “Cemil” rolü ile üst role tırmandım. Ardından MGM’in yapımını üstlendiği “Drachensaat” (Fitne) filminde Katharine Hepburn ile başrolü paylaştım. Onun eşi rolünü oynadım. Bu film benim en iyi filmlerimden biridir. Universal, bu film için beni MGM’ye kiraya vermişti. O yıllarda Hollywood’un çalşma düzeni böyledi. Stüdyolar, sözleşmeli oyuncularını birbirine yüksek fiatla satarlardı.

“O dönemin ünlülerini yakından tanıdınız.”

“Kuşkusuz. Bir kez o dönemde Hollywood şimdiki ölçülerde dağınık değildi. İkincisi oyuncular stüdyolarla sözleşmeli çalışıyorlardı. Aynı stüdyonun personeli arasında doğal bir yakınlık. arkadaşlık olurdu. David Niven ve July Garland en yakın arkadaşlarımdı. Charlie Chaplin, Walt Disney, Clark Gable, James Stewart’ı yakından tanıdım, kimileri ile dostluğum oldu.

“Lana Turner ile aşk yaşamışsınız.”

SÖYLEŞİ DEVAM EDECEK…

Prof.Dr.M.Fuat BOZKURT

Konuk Yazar tarafından yazıldı
Etiketler:,

Başa Dön