MARKALAŞMA

Levent Şahin

Levent ŞAHİN

NİSAN 2016

ANTALYA

markalasma_sgmyazilim_yazı

Ön Söz

Geçtiğimiz son on yıla şöyle bir baktığımızda marka kavramının açık ve seçik bir hâkimiyetine tanık olduk; artık, ülkelerden şirketlere, şirketlerden siyasetçilere kadar herkes, kendisini bir marka olarak düşünmeye çalışıyor.

Markalar, ele avuca sığmaz, son derece kaygan bir kavramdır. Aslında şöyle bir etrafınızda birilerine bu olguyu sorduğunuzda çok karışık birbiri içine girmiş değişik yanıtla alırsınız. Olay marka sözcüğünün kendisinden kaynaklanmaktadır. Günlük yaşamda en az üç değişik anlamda marka tanımıyla karşılaşırsınız:

  • En çok kullanılan haliyle bir marka, adlandırılmış bir ürün ya da hizmet demektir. (Örneğin; hangi markayı aldın?)
  • Markalar, tescil edilmiş markalar anlamına gelmektedir. (örneğin; Bu yeni üreteceğimizi ürün için hangi markayı kullanacağız?)
  • Bu bağlamda marka itibar ya da marka değeri anlamında kullanılır. (Örneğin; bu strateji bizim markamızı nasıl ve ne şekilde güçlendirecek; yahut da zayıflatacak?)

Marka değeri kavramı son yıllarda oldukça gündemde olan ve çoğu işletmenin bu uğurda emek, zaman ve para harcadığı bir olgu haline gelmiştir. Çok değil bundan birkaç on yıl önce işletmelerin en çok peşinde oldukları şey işletmenin salt kendi işletme değeri olurken, şimdilerde birçok marka için piyasa defter değerini dışında ayrıca bir kavram olarak “marka değeri” oluşmuş durumdadır. Marka değeri özellikle Microsoft, IBM, GE gibi şirketler için son derece önemlidir. Ve işletmenin piyasa değeri yanında çok ciddi bir oranda marka değeri de ortaya çıkmış durumdadır. Bu bağlamda 1975 yılında şirketlerin maddi olmayan varlıklarının değeri yüzde 20 iken 2005 yılına ait verilere baktığımızda bu oran yüzde 80’lere ulaşmış durumdadır. Yani demek oluyor ki, tek başına marka değeri, şirketler için kesin ve geçerli bir finansal değer oluşturabileceği gibi aynı zamanda tüm müşteriler ve nihai satın alıcılar için ve paydaşlar için de ayrı bir değer ifade etmektedir.

Belki yeni bir şirket ya da yeni bir ürünü pazara sokuyorsunuz ve an başından itibaren güçlü bir marka ortaya koymak istiyorsunuz. Ya da bir süredir iş dünyasındasınız ve markanızı onarmak, marka uzantıları ortaya k oymak veya yeniden markalandırmak için hazırlık yapıyorsunuz.

Belki de zaten kurulu olan bir işte kısa süre önce pazarlama ekibine katıldınız ve markalaşma konusunda baştan sona ve bunu en iyi şekilde nasıl yapacağınızla ilgili hızlanmak istiyorsunuz. Yahut da bir markaya sahip olup olmadığınızdan pek de emin değilsiniz. Ve bir markaya şiddetle ihtiyacınız var.

Başlangıç noktanız ne olursa olsun, şayet markalaşma programınızda ve gündeminize yer tutuyorsa, marka ve markalaşma ile ilgili temel kavramları bilmek zorundasınız. Küresel ekonomide ne üretirseniz üretin şayet bir marka olgusunu tüketiciye sunamazsanız sıradan ve diğerleri adı altında ürün ve hizmetlerden birisi olmaktan başka bir seçeneğiniz kalmaz.

Marka İsmi

Her şeyden önce işe iyi bir marka simi belirleyerek başlamalısınız. Kullanacağınız isim sizi diğerlerinden ayıran ve betimleyen en önemli sembol ya da işaret anlamına gelmektedir. Peki, iyi bir isim nasıl belirlenmelidir?

  1. Her şeyden önce marka karakterinizi yansıtmalıdır.
  2. Markanızın ne sunduğunu betimlemelidir.
  3. Marka vaadinizle bir ilişki kurmalıdır.
  4. Söylenmesi kolay ve hoş olmalıdır.
  5. Tek ve akılda kalıcı olmalıdır.

Peki, markalaşmayı nasıl sağlayacağız?

Markalaşma belirli bir metodolojiyi içeren ve kendine özgü kuralları olan bir süreçtir. Her şeyden önce markanız sizi tercih eden alıcıların her defasında yüzleştikleri marka vaadinizdir. Aynı zamanda tutarlılık markanızı için en önemli mihenk taşlarından birisidir. Vaadinizle ilintili olarak markanızın tüm unsurları bir uyum içerisinde olmalı ve her zaman her yerde aynı sonuçları vermelidir.

Markanın Ekonomik Yararı Nedir?

İşletmelerin küresel ekonomik düzen içerisindeki en önemli hedeflerinden birisi kar elde etmektir. Bir işletme kar edemiyorsa yaşaması mümkün olamaz. Bu nedenle marka olmak işletmelere çok önemli avantajlar ve birtakım yararlar sağlamaktadır. Şöyle ki;

  1. a) Pahalı fiyatlama: Tüketiciler, daha az biline seçeneklere göre, daha yüksek bir değere ve daha düşük bir riske sahip olduğuna inandıkları markalı ürünler için daha fazla öderler.
  2. b) Daha düşük satış maliyeti: Değerli markaların tüketicileri sık sık ve defalarca o markayı tercih ederek, satın alırlar. Sonuç olarak bu uzun soluklu satın alma deneyimi işletmelere yani markalara çok ciddi bir avantaj sağlar.
  3. c) Daha düşük tanıtım maliyeti: değerli markaların tüketicileri elde ettikleri olumlu deneyimleri ağızdan ağıza taşıyarak markanın adeta gönüllü bir elçisi olurlar.
  4. d) Daha yüksek Pazar payı: Değerli markalar, markaya daha fazla müşteri çekilmesini sağlarlar. Bu bağlamda diğerlerinden farklı olarak kendi ürün ve hizmetlerine bağlı sadık müşteriler yaratırlar. İşte bu güçlü oluşum markanın müşteriye ulaşım maliyetini düşürürken aynı zamanda rekabetçi bir tutumu da kendiliğinden getirir.
  5. e) Daha düşük çalışan döngüsü: Değerli markalar coşku ve enerjilerini müşterilerine aktaran mutlu çalışanlardan oluşur. Bir nevi mutlu müşteriler mutlu çalışanlara, mutlu çalışanlar da mutlu alıcılara dönüşürler. İşte bu çalışan memnuniyetini de kendiliğinden şirket aidiyet duygusunu sağlayarak kalıcılığı meydana getirir.
  6. f) Daha fazla saygınlık: Değerli markalar gerek endüstri gerekse de müşteriler tarafından daha fazla bilindiği ve zihinde daha olumlu bir algılamaya yol açtığı için bu bilinirlik ve itibar aynı zamanda saygınlığı da beraberinde getirir.

Marka Güncelleme

“Markalar da insanlar gibi yaşlanırlar.” Zaman zaman markaların da güncellenmeleri ve içinde bulundukları koşullara uyum sağlaması gerekmektedir. O halde markaların ne zaman ve hangi durumlarda güncellenmeye ihtiyacı vardır önce bu soruyu yanıtlamak gerekmektedir. İşte altı marka güncelleme işareti:

  • Büyük iş değişiklikleri,
  • Büyük pazar değişiklikleri,
  • Sahiplik ya da liderlik değişimi olduğunda,
  • Pazarda ya da üründe hızlı bir yayılma,
  • Belli başlı ürün, kanal ya da ürün stratejisinde çeşitlilik meydan gelmesi,
  • Şirket birleşme ya da satın almaları.

Günümüz iş dünyasında özellikle şirketlerin kısa ömürlü olmalarının en önemli sebeplerinden birisi de yukarıda dile getirilen altıncı ve son maddedeki şirket birleşmeleri ya da satın almalardır. Ülkemizde şirket yaşam ömürlerine bakıldığında ortala 10 ila 12 yıl gibi zaman dilimleri görülürken, yurt dışına baktığımızda bu süre 40 ila 45 yıl gibi bir zaman dilimine işaret etmektedir. Hem ülkemiz hem de diğer ülkeler için şirket yaşam ömürleri gittikçe düşmektedir.

Markanın ABC’si

Her şeyden önce markalar tüketiciler inandıkları vaatlerdir. Markanızla ilgili olarak ortaya koymuş olduğunuz vaatler tüketiciler için cezbedici unsurlardır. Ve sunmuş olduğunuz vaadiniz marka sunumunuzun tüm aşamalarında geçerli ve tüm aşamalar birbiriyle tutarlı olmak zorundadır. Markalar doğası gereği tüketicide güven ve itibarı temsil ederler. Bu oluşum aynı zamanda tüketicilerde bir bağlılık da meydana getirmektedir. Sözün burasında belki biraz da marka ile tüketici kişiliği hatta ve hatta tüketici algısı hakkında da konuşmak gerekmektedir. Bilinen dört farklı müşteri tipinin aynı zamanda dört farklı algısı da mevcuttur. Şu halde tüketiciyi yakında tanımak ve ona göre marka olgusunu oluşturmak elzem görünmektedir.

Tüketicisi Algısı Nedir?

Algı her şeydir. Çoğu insan basit olarak logonun bir marka olduğunu düşünür. Oysa logo olsa olsa markanın sadece ve sadece bir temsili olabilir. Markanız ne sattığınız, ne söylediğiniz ve neyi ima ettiğinden daha çok tüketici tarafından ne ifade ettiği ve nasıl algılandığı gerçeğidir. Örneğin;

Her ne kadar Starbucks kahve satıyor olsa da bu salt kahveden ziyade gün içinde keyifli bir mola anlamına gelmektedir.

Apple bir bilgisayar markası olsa da bunun çok ötesinde tüketiciler için farklı ve ergonomik, kaliteli çözümler sunan bir anlama gelmektedir. Apple demek farklı düşünmek ve farklı olmakla eşdeğer bir iştir…

Disney eğlenceden önce ailecek eğlenme ve hayallerin gerçeğe dönüşmesini ifade eder.

Markalar asla ve kat’a salt bir alım satım ilişkisini içermezler. Satın aldığınız bir otomobil bir araçtan çok d aha fazla şey ima eder. Bu bir statü, imaj, ait olma ve keyif demektir. Belki en son aşamada sizi bir yere götüren ve getiren araç anlamını taşımaktadır. Bu nedenle markanızla tüketici arasında oluşturabileceğiniz ve kurabileceğiniz bir duygusal bağ tüketicilerinizi sadık müşteri olmaları konusunda en önemli destekçiniz olacaktır. İşin burasında marka olmak ve markayı nihai tüketiciye sunmak aynı zamanda satışı da kolaylaştıran bir hamle olacaktır. Markalar daha çok ve kolay satarlar. Çünkü onlar ardan geçen onca yılda tüketicide bir itibar ve güven sağlamışlardır. Buda satın alma için en önemli nedenler den birisidir tüketici için.

Bir ürün ya da hizmeti sunan birisi olarak marka olmadığınızda tüm gayretiniz satışın her anında tüketiciye onu niçin hak ettiğinizi anlatmaya çalışmakla geçen bir uğraşa dönüşür. Her satış hamlesi bir ikna ve itibar sağlama çalışmasıdır ki bu son derece pahalı ve zahmetli bir iştir.

Pazarda yer alan grup ürün ya da hizmetlere “meta” adını verirsek marka kavramını daha iyi anlarız. Örneğin; soğuk içekler ya da kolalı içecekler bir meta iken Coca-Cola bir markayı temsil eder. Şu halde meta ve marka ayrımını da bu vesile ile yapmakta yarar vardır.

  • Markalar metayı gölgede bırakır ve akılda kalan markalar olur.
  • Markalar kendilerine ait ayırt edici özellikleriyle tanımlanır ve seçilirler.
  • Meta yerine bir ürünün ya da hizmetin konulması son derece zor bir olaydır.

Markanın Yararları

Markalar sağlamış oldukları itibar ve güven yoluyla diğerlerinin önünde giden ve sektöre yön veren oluşumlardır. Bu yolda ilerleyen markaların doğal olarak elde etmiş oldukları itibar ve güven nedeniyle birtakım yararları da bünyelerinde barındırmaları son derece doğaldır. İşte bu yararlardan bazılarını sayacak olursak şu şekilde gösterebiliriz:

  • Tüketiciler markayı satın almak için daha fazla ödemeye isteklidirler.
  • Tüketiciler markaya bir şekilde sadık kalırlar.
  • Markaların yeniden bir şey sunmasına gerek yoktur; ilaveler ve yeni serilerle işlerini sürdürebilirler.
  • Markalar iyi elamanlar bulurlar.

Sadece burada sayılan faydalar bile marka ve markalaşmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Sözün burasında aklımıza “markalar neden önemlidir?” diye bir soru gelmiyor değil. Bu soruya bir yanıt verecek olursak şunları söyleyebiliriz:

  • Markalar karlılığın yolunu açar ve karlılığın bir nevi garantisidir.
  • Tüketicinin seçim hızını artırır ve kolaylaştırır.
  • Karar vermeyi hızlandırır.
  • İsim bilinirliğini inşa eder.
  • İşin devamlılığını ve ayakta kalmasını sağlar.

Peki şu halde buraya kadar elde ettiğimiz sonuçlardan sonra sanırım şu soruyu kendimize sormamız gerekmektedir: “Markalaşma nedir?” Haydi gelin şimdi de bu sorunu yanıtını arayalım aşağıdaki satırlarda.

Markalaşma Nedir?

Markalaşma her şeyden önce bir süreç ve süreç yönetimidir. En baştan başlayarak sonun kadar izlenecek birtakım yol ve yöntemlerle inşa edilen bu sürçe çeşitli aşamalardan oluşmaktadır. Ürün ile başlayan süreç yolculuğu konum ve konumlandırma ile devam ederken, bir sonraki durak marka vaadiniz, sonrası marka sunumuz, daha sonrası ısrar ve en sonunda da oluşturduğunuz algı ile bu süreç tamamlanmış olur. Böylece bir ürün ya da hizmet sıradan ve diğerlerinden bir parça gibi algılanırken birden bu süreç sonucunda adeta kimlik değiştirir ve markalaşma yoluyla diğerlerinden kolayca ayrılır ve kendisini özel ve öznel bir durumda tüketiciye sunar. İşte bu da markaya çok ciddi avantajlar sağlar.

Doğal olarak sözün burasında markayı ya da markalaşmayı kimler yapar diye bir soru daha sormak gerekmekte. Markayı en başta organizasyonun içindeki kendi oluşturmuş olduğunuz marka ekibi, pazarlama ekibi ve organizasyonun liderleri olmak üzer aslında tüm ekip bu süreci yönetir. Bunun dışında birtakım faaliyetler için profesyonellerden de yardım almak ev onları da sürece dahil etmekte yarar vardır. Unutmayınız ki her şeyi tek başınıza siz gerçekleştiremezsiniz.

Peki hazır yeri gelmişken bu profesyonel yönetimden neyi kastettiğimizi de açıklayalım.

Profesyonel yönetim adı üstünde marka ve markalaşma konusunda oluşmuş uzmanlardan meydana gelmiştir. Bunlar; marka danışmanları, halkla ilişkiler uzmanları, logo tasarımcıları ve reklam ajanslarından müteşekkildir.

Sözün bu noktasında tüm bu faaliyetlerin aynı zamanda bir maliyeti de içereceğini ifade etmek isterim. Markalaşma aynı zamanda markanız için başlangıçta para, emek ve zaman harcayacağınız bir süreç iken bu oluşumu tamamladığınızda her yapılan alışveriş ve her oluşturduğunuzsadık müşteri ile bu maliyet gittikçe düşecek ve bir noktada son derece ekonomik ve yararlı bir yatırım haline dönüşecektir.

Nasıl ve Ne Zaman Markalaşmalı?

Marka yolculuğu serüvenimizde geldiğimiz nokta en zaman ve nasıl markalaşmanın zamanlamasıdır. Hangi durumlarda, hangi ürün ya da hizmetler markalaşabilir? Bunların bir işareti ya da belirtisi var mı?

Haydi gelin şimdi de aşağıdaki satırlarda bu ve benzeri sorulara yanıt arayalım.

  • Şayet müşterilerinize yeni bir vaatte bulunacaksanız;
  • Ele aldığınız vaat pozitif ise;
  • Ve vaadinizi yerine getirebilecekseniz, artık sizin markalaşma zamanının gelmiş demektir. Sözün özü diğerlerinden farklı olarak yeni ve inovatif söyleyecekleriniz ve bunu gerçekleştirecek ekip, zaman ve paranız varsa markalaşma için doğru bir yerdesiniz demektir. Özellikle Batı’dan farklı olarak Doğu toplumlarında ne yazık ki bu süreç biraz göz ardı edilerek “kervan yolda düzülür” mantığıyla işlemektedir. İşte bu da şirketlerin kısa yaşamlarına delalet eden en önemli anlayış olarak karşımıza çıkmaktadır.

Markalaşma çalışmaları her şeyden önce müşterini zihninde pozitif bir algı meydana getirmelidir. Bu nedenle logo tasarımı ve isimden başlayarak bu süreçte tüm seçimler ve oluşunlar son derece ince elenip sık dokunmalıdır. Sizlerin de çok iyi bildiği gibi müşterini zihninde pozitif bir algı oluşturamadığınız her durumda marka ile tüketici arasında bir karar verme aralığı oluşur ve bu aralık ne d enli uzak ara olur ise tüketicinin markaya olan itibar ve güveni de o denli kuşkulu olur.

Peki, markalaşma ile ilgili sıklıkla kullanılagelen ve dillendirilen bazı kavramları da burada yeri gelmişken zikretmekte yarar görüyorum. Aşağıda bazı markalaşma kavramlarını terminolojisini sizlere sunuyoruz. Bunlar;

  • Marka,
  • Marka kimliği,
  • Marka imajı,
  • Markalaşma,
  • Marka konumu,
  • Marka yönetimi,
  • Marka değeri.

Ürün Pazarlama Başarısı ile Marka Arasındaki ilişki ve Bir Başarı Öyküsü

Aslında bu bir başarı öyküsü. Tıpkı bizdeki yemeksepeti.com adlı şirketin çok yükse bir meblağ ile yabancılara satılmasında olduğu gibi.

Başarı öyküsünü gerçekleştiren şirket aslında bize bir metadan markaya adlı ders veriyor. Şirketin adı The Great American Hunger Company adlı bir askı şirketi. Evet, yanlış duymadınız; bildiğiniz elbise askılarını kastediyorum. Elbise askıları bir meta iken adı geçen şirket bu ürünü markalaştırarak her yerde bulunan askıları alelade sınıfından çıkartarak tüm ünlülerin tercih ettiği özel ve istenen bir markaya dönüştürmeyi başarmıştır. İşin özü daha önce hiç kimsenin bir askıyı marka haline getirmeyi düşünmemiş olmasında yatıyordu. Ünlü ABD’li basketçi Shaquille O’Neal bu markanın müşterileridir. Ve ilgili marka ünlü basketçinin vücut özelliklerine uygun ürünler (askılar) üretmektedir. Bu anlayış ve özelliği ile son üç yılda yüzde 838 gibi müthiş bir rakamla büyüyen şirket 2004 yılında 5 milyonu aşan bir gelir etmeyi de başarmış durumdadır. Örneğin ünlü oyuncu Jennifer Lopez 10 bin adetlik bir siparişle şirketin tarihindeki en büyük siparişi verdiğini biliyoruz.

Bir başka örnek ise amazon.com adlı internet üzerinden sipariş verilen ve satış yapılan bir ticari kuruluşa aittir. Şirket başlangıçta kullandığı logosunu 200 yılına gelindiğinde yenileyerek gülen suratın olduğu bir logo şeklinde tasarlamıştır. Böylece dünyanın en güler yüzlü hizmeti vermek maksadıyla şirket amacına ulaşmış görünmekte ve bu iddiasını da logosuyla süsleyerek sürdürülmektedir.

Görüldüğü üzere gerek sanal dünyada gerekse de gerçek alışveriş ortamında olsun markalaşmak size çok önemli bir satış gelirini de beraberinde getirmektedir. Kaldı ki, bu artan gelir ile birlikte hem müşteri sadakati oluşmakta hem de markaya olan güven ve itibar da perçinlenmektedir. Bu açıdan bakıldığında markalaşma salt gelir artışı ile ele alınacak bir konu olmayıp beraberinde bir sinerjiyi de doğurmaktadır ki markaları ele alırken zaten bu konuya yeterince değinmiştik.Untitled1

Markalaşma Süreci

Daha öncede ifade edildiği üzere markalaşma çok yoğun bir çabayı içeren bir süreç olarak ela alınmalıdır. Yukarıdaki şekilde de görüldüğü üzere ilk etapta marka ve markalaşmaya karar verme ile başlayan bu süreç en sonunda markayı yeniden düzenlemekle nihayet ermektedir. Şimdi bu şamaları sırası ilke belirleyecek olursak aşağıdaki gibi başlıklar halinde sunabiliriz:

  • Karar verme,
  • Pazar araştırması,
  • Konumlandırma,
  • Vaatlerin sunulması,
  • Tanımlama,
  • Lansman,
  • Marka yönetimi,
  • Yeniden düzenleme.

Bu aşamaların hepsi birbirinden önemli olmakla birlikte asıl amaç bu aşamaları yoluna koyacak ve doğru bir ekip ile ölçme ve değerlendirme yapabilmek olmalıdır. İktisadi hayatta nice başarılı ürün, mal ya da hizmet sırf bu marka ekibinin oluşturulmaması veyahut da yanlış kişilerden oluşturulması nedeniyle daha pazara çıkmadan ölmek durumunda kalmıştır. Özellikle konumlandırmada yapılan yanlışlar telafisi imkansız bir durumun ortaya çıkmasına yol açar. Her ne olursa olsun öncelikle bilinmesi gereken ürün, mal ya da hizmetinizin hedef kitlesinin kim oluğu ve hangi pazarda oyuncu olacağını bilmek zorundasınız. Aksi durumda yanlış zamanda yanlış yerde yanlış şekilde olmakta ötürü sükutu hayale uğrayabilirsiniz.

Markalaşmada Hatalar

Bu konuda çok şey söylenebilir; ancak biz bu konuda iki kavramdan söz edeceğiz:

1) Taklitçilik,

2) Niş kavramı.

Çoğu marka pazarda diğerlerinden etkilenerek “biz de aynısıyız, yahut da bizde de o özellik var” edasıyla bir tutuma gitmektedir. Bu tipik anlamda bir kopyalama ve taklitten başka bir şey değildir. Bildiğiniz gibi bizde çok ünlü bir söz “taklit aslını yaşatır” der.

İkinci yanılsama ya da hata şirketlerin var olan pazarda daha çok efor sağlamaya yönelik çabalarıdır. Oysa her durumda bir “niş pazar” bulmak ve bu pazarda var olmak marka için daha başında rekabet üstünlüğü sağlayacaktır. Örnek olarak bu duruma son yıllarda Afrika ülkelerindeki Türk şirketlerini varlıkları gösterebiliriz.

Günümüz küresel ekonomik anlayışında acımasız ve sert rekabetin çoğu markaya nefes aldırmadığını görüyoruz. Küresel düzende atı alanın çoktan Üsküdar’ı geçtiğini bildiğimize göre bunsan sonraki süreçte bu pazarlara girip oralarda var olmak hiç olmadığı kadar zor görünmekte. Bunun tek istisnası internet ve sanal ortam markalarıdır. Konvansiyonel pazarlar ve hizmetler ele alındığında çok güçlü ve dev şirketler içerisinde yeniden başlamak ve var olmak nerdeyse imkansız gibi görünmekte. Dünya hızla bir tekelleşmeye doğru yol almakta.

Yeni Oluşum Asya’da Markalaşma

21. yüzyıl çok şeylere gebe. Teknolojinin baş döndürücü hızı, modern yaşamın getirdikleri, tıp alanındaki ilerlemeler, iletişimin hızı ve doğası daha önce hiç alışık olmadığımız kavramlar halini almış durumda. Bundan çok değil on ila on beş yıl önce ne bir feysbuk, ne de tivitır diye teknolojileri hayatımızda yer alıyordu.

Global ekonomik düzende küreselleşmeye karşı gelmek adeta yer çekimine karşı koymak gibi bir şeydir. Günümüzde bu açıdan bakıldığında tüm dünya trendeler ve reklamlar ışığı altında oluşturulan algı yönetimi neticesinde davranmaktadır. Gerek Avrupa gerekse de Asya pazarı tüketicileri her ne kadar alım güçleri ve sosyo-ekonomik durumları farklı da olsa aynı tüketim kalıplarının etrafında birleşmektedirler. Yeni Dünya düzeni küresel bilgi bombardımanı sayesinde artık tüm tüketicileri tek bir hedef ve pazar gibi görmektedir.

Bugün Çin ve Hindistan’da üretilen pekala bir çok ünlü marka tüm dünya tüketicileri tarafından kabul görmektedir. Üretim ve hammadde fiyatlarının daha düşük olması üretimin ister istemez Asya bölgesine kaymasına yol açmıştır. Geleceği büyük bir ihtimalle Asyalı üretici ve tüketiciler belirleyecek gibi görünmekte. Hem Avrupa’nın içinde bulunduğu durgunluk hem de Asya bölgesinin demografik yapısı bu görüşümüz kuvvetlendirmektedir. Bu bağlamda Çin malı kalitesizdir görüşü de yavaş yavaş tarihe karışmakta olup pek çok marka Çinli olmasına rağmen Dünya pazarında ilgi görmeye başlamıştır. (China Mobile, Bank of China ve Lenovo…)

Geleceği ne ekonomik ne siyasi ne de politik kararlar şekillendirecektir. Gelecek demografik üstünlüğü olan uluslar sayesinde şekillendirilecektir. Bu nedenle genç ve dinamik nüfusuyla ülkemiz Polonya ve Meksika ön alacak gibi görünmektedirler. Sözün burasında şimdiden genç nüfusumuza yapacağım katkılar ve onların modern bir şekilde eğitilerek donanımlı birer birey olmalarını sağlamak ev bu alanda devlet, özel sektör olarak eşgüdümlü politikalar oluşturmak zorundayız.

Saygılarımızla…

Levent Şahin tarafından yazıldı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa Dön