İNSANIN KABULLENME SÜRECİ

Sahil Bozkurt

sgmyazilim-ofke

İnsan doğası son derece karmaşık ve bir o kadar da değişik özelikler içeren bir mekanizmadır. Konuşma ve düşünme yeteneği onu diğer canlılardan ayırmış ve ona yaratılış itibariyle “yaratılanların en şereflisi” anlamında eşref-i mahlukat olma özelliğini kazandırmıştır.

İnsan günahları ve sevaplarıyla var olan bir canlıdır. Her iki tarafta da bulunabilir. Burada en önemli unsur seçme gücüdür. İnsanı insan yapan da işte bu seçim gücüdür. Seçim dediğimizde insanın kalına şöyle bir soru gelmiyor değil hani: “Acaba insan her zaman en güzeli, en doğruyu mu seçer?” İnsandan insan değişir.

Seçim dışında konumuza devam etmemiz gerekirse, öte yandan olaylar karşısındaki takındığı tavır ile de diğerlerinden ayrılan bir canlıdır insanoğlu. Yapısı itibariyle hep kendisine göre avantajlı olanı, iyiyi, güzeli bencilce ister. Peki, insanların istediklerinin hepsi gerçekleşir mi? Kimse savaş, açlık, hastalık gibi olumsuz şeyleri istemez; ancak bunlar yine de yaşamada var olurlar. O halde bu gibi olumsuz durumlarda ne yapmak gerekir? Yahut da insanlar başlarına gelmesini istemedekileri bu gibi durum ya da durumlar karşısında neler yaparlar?

Gelin, aşağıdaki bölümde bu sorunun yanıtını ele alalım.

Her birey yaşamı çerçevesinde üzücü ve olumsuz olaylardan kaçınmaya çalışır. Lakin, daha önce de söylediğimiz gibi siz ne kadar kaçınsanız da olumsuzluklar yaşamda var olmaya devam ederler. İşte bu durumda başına istenmedik bir olay geleni birey şöyle davranır:

Önce durumu İNKAR eder.

Sonrasında yaşananlara büyük bir ÖFKE duyar.

Daha sonrasında ise PAZARLIK aşamasını yaşar.

Bunun devamında DEPRESYON’a girer.

En nihayetinde de tüm olup biteni KABULLENME aşaması gelir ve süreç tamamlanır.

Hemen hemen hepimizin yaşamında buna benzer şeyler olmuştur. Örneğin; bir yakınınızın kanser olduğunu öğrendiğinizde bu süreci yaşarsınız. Davul zurna ile askere gönderdiğinizi evladınızın şehit cenazesini aldığınızda yine bu süreci yaşarsınız. Daha pek çok olayda bu mekanizma çalışır.

Pek, herkes tamı tamına bu süreci mi yaşar?

Tabii ki hayır, şayet bu sürecin içerisinde dördüncü ve son derece önemli bir aşama olan depresyonu aşamaz ve bu kronik bir hal olursa kişi bir sonraki aşmaya geçemez ve ne yazık ki süreç intihar ile sonlanır. İşte birtakım olaylar karşısında intihara eden bireylerin yaşamış oldukları şey tam da budur. İntihar eden bireyle için süreç tamamlanmamış, depresyon atlatılmadığı için bir sonraki ve nihai aşama olan kabullenme basamağı hayata geçmemiştir.

Sonuç olarak, beş aşamalı kabullenme süreci menfi olaylar karşısında takınmamız gereken bir sağlıklı tavır olarak hayatımızda yer almaktadır. İyi ki böyle bir süreç mekanizması yaşamda var olmuş. Yoksa hayat çekilmez bir alırdı tüm insanlık için. Düşünsenize bir kere en sevdiğiniz insanı kaybediyorsunuz ve siz dördüncü basamaktan öteye geçemiyorsunuz; hâliniz nice olurdu? Allah dağına göre kar veriyor sizin anlayacağınız.

Dilerim her şey herkes için gönlünce ve dilediğince olur. Lakin, olmadığı durumlarda ise bir an önce kabullenme aşamasına geçmenizde yarar var. Ne için mi? Hayatın devamı için… Çünkü, her şey geçicidir ve bir şekilde geçer. Geçer geçmesine de, geçerken yaşanılanlar ve bireyde bıraktığı derin ve acımasız izler yaşamının geri kalanında da bireyle birlikte kalmaya devam eder.

Sevgilerimle…

Sahil Bozkurt

Sahil Bozkurt tarafından yazıldı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa Dön